Toplam 271510 kere ziyaret edildik
Ana Sayfa arrow Yazılar arrow ETKİLİ ÖĞRETMENLİK DÖKÜMANLARI
ETKİLİ ÖĞRETMENLİK DÖKÜMANLARI
31 07 2009

www.matematikdersanesi.net

Etkinlik Temelli Matematik Öğretimi: Kavrama için Öğretim

Zülbiye TOLUK

Abant İzzet Baysal Üniversitesi

Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

Sinan OLKUN

Ankara Üniversitesi

Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

 

Öz : Bu çalışmada, geleneksel matematik öğretimine alternatif olarak neden oluşturmacı matematik eğitimi felsefesine uygun etkinliklerin geliştirilmesi ve bunların sınıf içinde uygulanması gerektiği irdelenmekte ve bu tür etkinliklere örnekler sunulmaktadır.

 

Geleneksel matematik eğitimi, çağımızın değişen ihtiyaçlarına yanıt verememektedir. Daha önce işlem yapma, hesap yapabilme becerileri ön plandayken, artık problem çözme, akıl yürütme, tahminde bulunma, desen arama gibi beceriler büyük önem kazanmıştır. Fakat, Türkiye’de matematik eğitimi bu becerilerin kazandırılmasında yetersiz kalmaktadır. Örneğin; Üçüncü Uluslar arası Matematik ve Fen Araştırmasında (Mullis, Martin, Gonzalez, Gregory, Garden, O’Connor, Chrostowski, ve Smith, 2000) Türk öğrencilerin sergilemiş olduğu matematik başarısı katılan diğer ülkelere göre oldukça düşüktür. Bu araştırmada, temel aritmetik becerilerinde Türk öğrencilerin sadece beşte üçü başarılı olurken, en üst düzey becerilerde ancak yüzde biri başarılı olabilmiştir. Gelişmiş ülkelerde ise  temel aritmetik becerilerinde öğrencilerin hemen hemen hepsi başarılı ve en üst düzey becerilerde öğrencilerin yaklaşık yarısı başarılı olmuştur.

TIMSS 1999 sekizinci sınıf düzeyinde yapılmıştır. Bu nedenle, bu sonuçlar bütün ilköğretimin bir değerlendirmesi niteliğindedir. Sekizinci sınıf öğrencilerin sadece yüzde altmışının temel dört işlem becerilerinde başarılı olabilmesi oldukça düşündürücüdür. Böylesine düşük bir başarının nedenleri ne ya da neler olabilir? Bu sorunun yanıtını birkaç değişik açıdan incelemek gerekmektedir. Üzerinde durulması gereken noktalar ilköğretim matematik programı ve felsefesi, ve öğretmen eğitimidir.

İlköğretim matematik programı (MEB, 1998) incelendiğinde, içerik bakımından oldukça yoğun olduğu gözlenmektedir. Çocukların matematiksel gelişimine hemen hemen hiç katkısı bulunmayan kümeler, karakök alma, çok basamaklı sayılarla işlemler gibi bir çok konu halen ısrarla tekrar tekrar işlenmektedir. Bu tür konular dünyada pek çok matematik programında yer almamaktadır (örneğin, İrlanda, ABD ve Singapur).

Programda esas vurgu öncelikle işlemsel bilginin geliştirilmesine yöneliktir. Çocukların sezgisel ve informal bilgilerine yer vermeden, bir an önce formal tanımlar verilmeye çalışılmaktadır. Kavramın ne olduğundan kısaca bahsedildikten sonra, o kunu ya da kavramla ilgili algoritma ya da prosedürlerin geliştirilmesine çalışılmaktadır. Öğrencinin katılımı, kendi çözüm yollarını ve stratejilerini oluşturma ve paylaşma fırsatları hemen hemen hiç yoktur. Ayrıca, matematik öğretimi ve matematik kavramlarının ele alınışı içerikten ve somut deneyimlerden yoksun bir şekilde işlenmektedir. Bu yaklaşım, çocukların matematiksel kavramların ne anlama geldiğini bilmeden ve kavramlar arası ilişkileri oluşturmadan  ezberlenmesine yol açmaktadır (Olkun & Toluk, 2003).

Matematik eğitiminde diğer önemli bir unsur ise öğretmendir. İyi öğretmen eğitimi nitelikli bir matematik öğretimi için anahtardır. Fakat, eğitim fakültelerindeki yaklaşım halen davranışçı ekolün etkisi altındadır. Pek çok derste öğretmen adayları davranışçı bir felsefeyle eğitilmektedir. Böylesi bir eğitim alan öğretmenin, sınıflarında problem çözme, matematiksel akıl yürütme, kanıtlama, desen arama ve bulma gibi üst düzey matematik becerilerini öğretecek yönde bir ders işlemesi beklenemez. Ayrıca, bir çok matematik öğretmen adayı bu programlara getirmiş oldukları eksik kavramsallaştırmalarıyla yüzleşme fırsatı bulamadan bu programlardan ayrılmaktadırlar. Dolayısıyla, kendilerinin sahip oldukları bu eksiklikleri kendi öğrencilerine taşımaktadırlar.

Bu çalışmada, matematik öğretimi oluşturmacı yaklaşım açısından ele alınmıştır. Bu yaklaşım öğrencilerin önemli matematiksel düşünce ve becerileri,  kendi deneyimleri sonucunda oluşturdukları ilkesine dayanır (Glasersfeld, 1990; Cobb, 1994). Ayrıca, matematik öğrenme, bir problem çözme etkinliği olarak tanımlanmaktadır. Öğrenci ve sınıf, önemli matematiksel problemleri çözerken, eski bilgilerini uygulama hem de yeni matematiksel ilişkileri kurma fırsatını bulmaktadır. Bu nedenle, öğrencileri problem çözme çabası içine koyacak çalışma yaprakları hazırlanmıştır.  İlköğretim 1. kademeye yönelik hazırlanmış olan çalışma yaprakları matematik öğretiminde öncelikle kavramsal bilginin geliştirilmesini hedeflemektedir. Bu hedefi gerçekleştirmek için, çeşitli somut model, çizim ve sembolik modellerin kullanılmasını gerektiren problem çözme etkinlikleri içinde çocukların önemli matematiksel kavram ve düşünceyi soyutlamasına yardımcı olacak çalışma yaprakları kullanılmıştır.

Çalışma yaprakları hazırlanırken, matematik öğrenme ve öğretme bir problem çözme etkinliği olarak ele alınmıştır. Verilen problemleri çözerken, çocuğun değişik yollar denemesi, desen araması, bu deseni bir tablo halinde düzenlemesi, tablodan çıkarımlarda bulunması ve bu çıkarımları savunması istenmiştir. Çalışma yaprakları bireysel ya da grup çalışması olarak kullanılabilir. Böylece, her çocuk kendi öğrenme hızına göre çalışma fırsatı bulabilir. Ayrıca, her öğrenci yürütülen etkinlik özerine düşünme fırsatı yakalayacaktır. Çalışma yaprakları tamamlandıktan sonra, sınıfça bulunan çözümlerin ve çözüm yollarının birlikte paylaşılması ve tartışılması oldukça önemlidir.

Somut modeller olarak kesir takımları, tangram, çivili tahta, onluk sistem blokları, birim küpler, kürdanlar ve oyun hamurları gibi önemli matematiksel fikirlerin içinde barındırdığı ilişkileri çocukların modelleyebileceği  fiziksel materyaller kullanılmıştır. Bu modellerle verilen problemleri çocuklar çözerken, matematiksel ilişki ve kavramları soyutlaması ve böylece kendi matematiksel bilgilerini oluşturmaları hedeflenmiştir. Ayrıca, çocuk matematiği öğrenirken, problem çözme, tahmin, desen arama, ortaya çıkan desenleri düzenleme, tablo oluşturma, matematiksel akıl yürütme ve sonuç çıkarma gibi becerilerinin de gelişmesi hedeflenmiştir.

Materyal hizmet içi sınıf öğretmenleri eğitimi işlik çalışmalarında ve hizmet öncesi sınıf öğretmeni adaylarının matematik öğretimi derslerinde uygulanmıştır. Öğretmenlerle yapılan uygulamada, öğretmenlerin çalışma yapraklarını nasıl kullanacağı ve sınıf içinde ne tür tartışmaların yürütülebileceği tartışılmıştır. Matematik öğretimi derslerinde, öğretmen adayları bizzat çalışma yapraklarını kullanmış daha sonra da, o çalışma yaprağıyla hangi matematiksel kavramların işlenebileceği ve sınıfta nasıl kullanılabileceği üzerine tartışmalar yürütülmüştür. Öğretmen adayları bu çalışma yaprakları ile çalışırken, matematiği nasıl öğretmeleri gerektiğini, nasıl soyut matematiksel kavramları öğrencilerinin anlayabileceği biçime dönüştürebileceklerini öğrenirken, kendi matematik bilgilerini de inceleme ve geliştirme fırsatı bulmuşlardır.

Materyalin formal bir değerlendirilmesi yapılmamakla birlikte uygulmalarda öğretmen ve öğretmen adayları bireysel değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Genelde, öğretmen ve öğretmen adayları materyali etkili, yaratıcı ve zengin bulduklarını belirtmişlerdir. Buna ek olarak, çalışma yapraklarının söz konusu kavramın derinlemesine irdelenmesine yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca materyal kullanarak öğrencileri hem düşünmeye sevk eden  hem de zevkli bir ders işleneceğini savunmuşlardır. Diğer yandan uygulamada çok zaman alacağı, programı tamamlayamayacaklarını, bu tür etkinlikleri planlama, hazırlama ve uygulamanın  kendilerine ek yük getireceğini iddia etmişlerdir. Bu türden etkinlikler profesyonel kişilerce üretilirse işlerininin çok daha kolaylaşacağını savunmuşlardır. Ayrıca, bu tür etkinliklerin uygulanması için bazı somut malzemelerin gerektiğini ve bunun onlara ek bir mali yük getirebileceğini de vurgulamışlardır..   

Bu materyal sistemin birden fazla sorununa kısmen de olsa çözüm getirmektedir. Materyal iki yönlü kullanılabilir. Birinci olarak ilköğretim 1-5 sınıflarda anlamaya yönelik matematik öğretimi yapmak için kaynak kitap olarak kullanılabilir. İkinci kullanımı ise öğretmen eğitiminde matematik öğretimi derslerinde kullanılabilir. Materyal temel olarak problem çözme ilkesine dayandığı için, bu etkinliklerle öğrencilerde problem çözme becerisi gelişirken anlayarak matematiği öğrenme de gerçekleşecektir. Ezberci, sadece işlemsel ve sembolik matematik öğretimi ve öğrenmeyi ortadan kaldıracağı umulmaktadır.

Etkinliklerin uygulanmasının önemli bir diğer kazanımı da öğrencilerin matematiğin temel unsurları olan sayı ve şekil üzerinde akıl yürütmeler, desen aramalar ve gellemeler yapma yolu ile matematiksel hesaplamalar ve soyutlamalar yapabilmelerine olanak vermesidir. Bireysel çalışma yaprakları ile öğrenciler kendi bireysel matematiksel düzeylerine, öğrenme, düşünme hız ve biçimlerine uygun olarak çalışma imkanı bulabilmektedirler.

Bir sonraki bölümde örnek çalışma yaprakları ve bu yaprakların sınıfta nasıl kullanılacağı tartışılacaktır.

Örnek Çalışma Yaprakları:

Bu bölümde önerilen çalışma yaprakları oluşturmacı matematik öğrenme ve öğretme ilkeleri üzerine kurulmuştur. İlk iki çalışma yaprağı desen arama ve bulma etkinliklerini içermektedir. Üçüncü ve dördüncü çalışma yaprakları ise kesirlerle ilgilidir.

Desen arama ile ilgili çalışma yaprakları iki ve üç boyutlu geometrik şekillerle oluşturulmuştur. Bu etkinliklerde öğrencinin şekille verilen deseni anlaması, bu deseni sayılarla ifade etmesi ve takip eden şekli bulması gerekmektedir. Sınıfın düzeyine göre, desen için bir kural bulmaları ve bu kuralı sözel ve matematiksel olarak ifade etmeleri istenebilir.

Kesirlerle ilgili çalışma yapraklarında ise çocukların kesirleri farklı açılardan düşünmeleri ve ifade etmeleri amaçlanmıştır. Üçüncü çalışma yaprağında, bütün değiştirildikçe her parçanın ifade ettiği parça bütün ilişkisinin bulunması istenmektedir. Bu etkinlikte çocuk kesirin belirttiği ilişkinin parça ile bütün arasındaki ilişki olduğunu  ve her parçanın kesir karşılığının bütüne göre değiştiğini  anlamalarını sağlamaktır. Ayrıca, bir parçayı başka parçaları kullanarak ifade etmelerini ve böylece, birim kesir, denk kesirler ve kesirlerde dört işlem becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Dördüncü çalışma yaprağında ise, verilen bir kesri değişik biçimlerde ifade etmeleri istenmiştir. Bu etkinlikte, çocuklar kesir takımları kullanacaktır. Değişik kesir parçalarını kullanarak, verilen kesri bulmaları gerekmektedir. Her etkinliğin sonunda öğrencilerin gözlemlerini matematiksel olarak ifade etmeleri ve böylece kesirlerde denklik ve dört işlemi anlamaları amaçlanmıştır.

 Kaynakça

Glasersfeld, V.  (1990). An exposition of Constructivism:  Why some like it radical? In R. B. Davis, C. A. Maher and N. Noddings (Eds.)  Journal for Research in Mathematics Education Monograph No 4, pp19-30.. NCTM: Weston, Va.

Cobb, P. (1994). Where is the mind? Constructivist and Sociocultural Perspectives on Mathematical Development. Educational Researcher, 23(7), pp. 13-20.

MEB. (1998). İlköğretim Matematik Programı: 1-5 Sınıflar. MEB Basımevi: Ankara.

Olkun, S. & Toluk, Z. (2003). İlköğretimde Etkinlik Temelli Matematik Öğretimi. ANI Yayıncılık: Ankara.

Mullis, I. V. S., Martin, M. O., Gonzalez, E. J., Gregory, K. D., Garden, R. A., O’Connor, K. M., Chrostowski, S. J. ve Smith, T.  A., (2000) TIMSS 1999: International Mathematics Report: Findings from IEAS Repeat of the Third International Mathematics and Science Study at the Eight Grade. International Study Center, Boston College, Chesnut Hill.


 

GEOMETRİ ÖĞRETİMİNDE BİLGİSAYAR DESTEKLİ

ÖĞRETİMİN ÖĞRENCİ BAŞARISINA ETKİSİ

 

THE EFFECTS OF COMPUTER ASSISTED INSTRUCTION ON THE STUDENTS’ ACHIEVEMENT IN GEOMETRY

 

Tayfun TUTAK                  

Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.  

 

Osman BİRGİN

KTÜ, Fatih Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Söğütlü/TRABZON

  Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.  

 

 

ÖZET

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim dördüncü sınıf geometri dersinde bilgisayar destekli öğretimin öğrencinin geometri başarısına etkisini incelemektir. Çalışma, 2006–2007 eğitim öğretim yılının bahar döneminde Trabzon ilindeki bir ilköğretim okulunda öğrenim gören 38 dördüncü sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışmada ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney grubunda 21 ve kontrol grubunda 17 öğrenci bulunmaktadır. Kontrol grubuna herhangi bir müdahale yapılmaz iken deney grubunda bilgisayar destekli öğretim yapılmıştır. Veriler toplamak amacıyla 20 çoktan seçmeli sorudan oluşan “ Geometri Başarı Testi” deney ve kontrol grubuna ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Veriler, SPSS 13.0 istatistik paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Bu çalışma sonucunda ilköğretim dördüncü sınıf geometri dersinde bilgisayar destekli öğretimin geleneksel yönteme göre öğrencinin geometri başarısı anlamlı düzeyde artırdığı saptanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Geometri, Bilgisayar Destekli Öğretim, ilköğretim, Başarı

ABSTRACT

The purpose of this study is to investigate the effects of the computer assisted instruction on students’ geometry achievement at fourth grade geometry course. The study was carried out in the spring term of the 2006-2007 academic years with 38 fourth grade students at the primary school in Trabzon. In this study, quasi-experimental design was used (pre-post test control group). While the experimental group was consisted of 21 students, the control group was consisted of 17 students. The experimental group was instructed by means of the computer assisted teaching materials, while the control group was instructed by traditional methods. To collect data, the experimental and control groups were given the “Geometry Achievement Test” consisting of 20 multiple choice questions as pre-test and post-test. Data were analyzed using SPSS 13.0 software. The results of this study showed that the computer-assisted instruction had a significant effect on the students’ geometry achievement compared to the traditional instruction at fourth grade geometry course.

Key Words: Geometry, Computer Assisted Instruction, Primary Education, Achievement


GİRİŞ

Gelişmiş ülkelerde ve son yıllarda ülkemizde matematik eğitimi üzerinde yürütülen program geliştirme çalışmaları öğretimde geleneksel yaklaşım yerine öğrenci merkezli yaklaşımları temel almaktadır. Çünkü geleneksel matematik öğretiminde öğrenci pasif ve öğretmene bağımlı olmakta, sistem içinde öğrencinin yanlış anlamaları ortaya konmamakta ve öğrenciyi ezberlemeye yönlendirmektedir (Noss ve Baki, 1996). Öğrenmenin aktif bir süreç olduğu göz önüne alındığında ise matematik öğretiminde öğrencilerin yaparak ve yaşayarak öğrenmelerini sağlayan ve aktif olarak öğrenme sürecine katılmasına imkân veren eğitim ortamlarının tasarlanmasının ve bu konudaki gerekli teknolojik araç ve gereçlerin sağlanmasının oldukça önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde artık bilginin hızla değişmesi ve farklı şekillerde sunulması, öğretim sürecinde yeni teknolojilerin kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Eğitimde en gelişmiş teknolojinin kullanımı, hem eğitimin çağın gereklerine uygun olarak yürütülmesini, hem de eğitimden amacına uygun en yüksek verimin alınmasını sağlayacaktır (Arslan, 2003). Bu teknolojilerin başında bilgisayar gelmektedir. Son yıllarda bilgisayarın sadece bazı program dillerinden veya hesaplama becerilerinden ziyade öğrencilerin matematiksel konu ve kavramları anlama düzeylerini artırmak için bir araç olarak kullanılması gerektiği görüşü önem kazanmaktadır  (Dede ve Argün, 2003).

Bilgisayarın etkili hesaplama aleti olarak kullanılabilmesinden daha önemli özelliği onun soyut matematik kavramları ekrana taşıyıp somutlaştırabilmesidir. Dolayısıyla, bu yeni teknoloji yalnızca hesaplama ve grafik çizmeyi kolaylaştırmamış, aynı zamanda matematikteki önemli problemlerin doğasını ve matematikçilerin araştırma yöntemlerini de değiştirmiştir. Matematik formüllerin ilişkilerin ve prosedürlerin ekrana taşınabilmesi analitik anlamayı kolaylaştıran sembolik ve grafiksel geçişleri olanaklı hale getirmiştir (Baki, 2002).

Alan yazın incelendiğinde çeşitli dersler ve konuların öğretiminde bilgisayar destekli öğretimin materyallerinin kullandığı bir çok çalışma görülmektedir. Geometri öğretiminde de bilgisayar destekli öğretim ile ilgili yapılan bazı çalışmalar şöyledir; Tabuk (2003), ilköğretim yedinci sınıfta “Çember, Daire ve Silindir” konusunda Bedir (2005) “Açılar ve Çokgenler” ünitesinin öğretiminde bilgisayar destekli öğretimin öğrencilerin geometriye yönelik tutumlarını ve başarılarını arttırdığı sonucuna ulaşmıştır. Baki, Kösa ve Berigel (2007) yaptıkları araştırmada bilgisayar destekli materyal kullanımının öğrencilerin matematik tutumlarına olumlu etkisinin olduğu sonucunu tespit etmişlerdir. Güven ve Karataş (2005) ilköğretim yedinci sınıftaki öğrenciler üzerinde yaptıkları çalışmada dinamik geometri yazılımı Cabri kullanımının öğrencinin geometri öğrenme üzerinde önemli etkisi olduğunu sonucuna ulaşmıştır.

Geometri öğretimi ile ilgili yapılan BDÖ çalışmalar incelendiğinde bunların daha çok ilköğretim ikinci kademe ve daha üst seviyelere yönelik olduğu, ilköğretim birinci kademede bu tür çalışmalara fazla rastlanmadığı görülmektedir. Dolayısıyla ilköğretim birinci kademedeki geometri konularına yönelik bilgisayar destekli öğretim çalışmalarının yapılmasına ve bunların sonuçlarının ortaya konulmasına ihtiyaç vardır.

Diğer taraftan ülkemizdeki öğrencilerin ÖSS geometri sorularının cevaplanma oranlarının düşüklüğü, TIMSS ve PISA (MEB, 2003a; PISA, 2003) gibi uluslararası proje bulgularının ülkemizdeki öğrencilerin geometri konusunda düşük başarı göstermesi öğrencilerin geometri konularında zorlandıklarını işaret etmektedir. Öğrencilerin geometri konusundaki düşük başarı performansları ve olumsuz tutumları ise daha sonraki öğrenim hayatlarında ciddi öğrenme zorluklarını da beraberinde getirmesi muhtemeldir. Bu nedenle, ilköğretim dördüncü sınıf matematik programında yer alan “üçgen, kare ve dikdörtgen” konularının öğretimine yönelik bilgisayar destekli öğretim materyalleri geliştirilip uygulanmıştır.

Araştırmanın Problemi

İlköğretim dördüncü sınıf geometri dersinde yer alan “Üçgen, Kare ve Dikdörtgen” konularının öğretiminde bilgisayar destekli öğretimin öğrencilerin geometri başarısına etkisi var mıdır? sorusu bu araştırmanın problem cümlesini oluşturmaktadır.

Alt Problemler

1. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin ön test puanları arasında anlamlı bir fark var mıdır?

2. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark var mıdır?

3. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin son test puanları arasında anlamlı bir fark var mıdır?

YÖNTEM

Araştırmanın Modeli

Araştırma, ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel modele göre yürütülmüştür.

Çalışma Grubu

Çalışma grubunu, Trabzon ilindeki bir belde ilköğretim okulunun iki farklı (4-A ve 4-B) şubesinde öğrenim gören toplam 38 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Deney grubunda 21 ve kontrol grubunda 17 öğrenci bulunmaktadır. 

Bilgisayar Destekli Öğretim Materyalinin Yapısı

Öğrencilere sağlanacak görsel ortamlar sadece geometri dersi başarmaları sağlanmaz, aynı zamanda derse aktif katılımları da sağlar (Goldenberg, 1998). Bu nedenle ilköğretim dördüncü sınıf geometri dersinde yer alan “Üçgen, Kare ve Dikdörtgen” konularının öğretiminde dinamik geometri yazılımı (DGY) Cabri’nin kullanıldığı bilgisayar destekli öğretim etkinlikleri geliştirilmiştir. Cabri, yapısı itibari ile dinamik bir yapıya sahiptir. Cabri, geometrik yapıların görsel gösterimleri üzerinde mouse yardımıyla gezinme, nesneyi hareket ettirme, ölçme, bir yandan da yapı içerisinde sabit kalan ilişkileri keşfetme ve yapı da bulunan soyut matematiksel ilişkileri bulma fırsatı vermektedir. Cabri’nin sunduğu bu öğrenme ortamı öğrencilere, bilgisayarla etkileşime girerek kendi bilgi yapılarını keşfetme ve yapılandırma imkânı vermektedir. Bilgisayar destekli öğretim etkinliklerin uygulanması sürecinde öğrencilere yol göstermesi amacıyla da çalışma yaprakları geliştirilmiştir. Çalışma yaprakları doğrudan bilgi sunulmayıp öğrencilere yapacakları etkinliklerle ilgili ip ucu niteliğinde yönergeler sunmaktadır. Bilgisayar destekli öğretim materyallerinin geliştirilmesi sürecinde üç alan uzman eğitimcisinin ve sınıf öğretmenin görüşleri alınmış ve başka bir okulda pilot uygulaması yapılarak son şekli verilmiştir.

Deneysel İşlem

Uygulamaya başlamadan önce deney ve kontrol gruplarının belirlenmesi aşamasında ders öğretmeninin görüşleri alınmış ve “Üçgen, Kare ve Dikdörtgen” konularında geliştirilen başarı testi her iki gruba ön-test olarak uygulanmıştır. Ön test sonucunda deney ve kontrol grupları arasında başarı yönünden anlamlı bir farkın olmadığı saptanmıştır.

Deney grubundaki öğrencilerle, ilköğretim dördüncü sınıf geometri dersinde yer alan “Üçgen,  Kare ve Dikdörtgen” konuları öğretiminde araştırmacı tarafından geliştirilen bilgisayar destekli etkinliklerle ders işlenmiştir. Bilgisayar destekli öğretim yapılırken etkinlikler ikişerli grup çalışması şeklinde yapılmış ve bu süreçte öğrencilere rehber olan çalışma yaprakları dağıtılmıştır. Deney grubunun ders işleme sürecinde; öğretmen rehber rolünü üstlenmiş, öğrencilerin grup çalışması yaparak etkinlikleri tamamlamaları sağlanmış ve yapılan tartışmalar ile bilgilerin paylaşılması sağlanmıştır.

Kontrol grubunda ise derslerin işlenişine herhangi bir müdahalede bulunulmamış ders öğretmeni tarafından dersler işlenmiştir. Kontrol grubunda daha önce yapılan gözlemlerde ve uygulama sürecinde yapılan görüşmelerde öğretmenin ders işlenişlerinde genellikle anlatım yöntemini ve soru cevap tekniğini kullandığı belirlenmiştir. Ayrıca, kontrol grubunda ders kitabının dışında başka etkinlikler de yapılmamıştır. Konu anlatımında etkinlik ve materyal kullanımından ziyade sınıf içinde yer alan ve günlük yaşamda kullanılan nesneler üzerinden örnekler verilme yoluna gidilmiştir.

Deney ve kontrol grubundaki uygulamaların sonunda başarı testi her iki gruba son test olarak uygulanmıştır.

Veri Toplama Aracı

Bu çalışmada veri toplama aracı olarak “Üçgen, Kare ve Dikdörtgen” konularını kapsayacak şekilde geliştirilen ve 20 çoktan seçmeli sorudan oluşan bir “Başarı Testi” kullanılmıştır. Başarı testinin geliştirilmesi aşamasında öncelikle bu konulara ait kazanımlara yönelik olarak belirtke tablosu hazırlanarak kazanımlara yönelik toplam 28 çoktan seçmeli soru oluşturulmuştur. Soruların oluşturulmasında dördüncü sınıf ders kitabı ve çeşitli kaynak kitaplardan yaralanılmıştır. Başarı testinin kapsam ve görünüş geçerliğini sağlamak amacıyla dört matematik öğretmeninin ve üç alan eğitimcisinin görüşleri alınmıştır. Görüşler doğrultusunda 5 soru başarı testinden çıkartılarak başarı testinin son şekli verilmiştir. Son haline alan başarı testinin pilot uygulamasını ve madde analizi yapmak için bu konuları gören 80 dördüncü sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Pilot uygulama sonucunda madde ayırt edirtedicilik gücü 0.30 altında (Kalaycı ve diğ., 2005) olan 3 soru çıkartılmıştır. Son şeklini alan 20 soruluk çoktan seçmeli ölçme aracının KR-20 güvenirlik katsayısı ise 0.84 olarak bulunmuştur. Bu değerin başarı testleri için yeterli olduğu söylenebilir.

Verilerin Analizi

Öğrencilere başarı testindeki her bir sorunun doğru cevap için 1 puan, yanlış cevap için sıfır puan verilmiştir. Başarı testinden bir öğrenci en fazla 20 puan alabilmektedir. Elde edilen veriler normal dağılım göstermemesi nedeniyle SPSS 13.0 istatistik paket programında Mann Whitney U-testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılarak değerlendirilmiştir.

BULGULAR

Birinci Alt Probleme ilişkin Bulgular ve Yorum

Deneysel işlem başlamadan önce deney ve kontrol gruplarına başarı testi ön-test olarak uygulanmış ve öğrencilerin ön-testten almış oldukları puanlara Mann Whitney U-testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar Tablo 1’de sunulmuştur.

Tablo 1. Grupların Ön-Test Puanlarına İlişkin Yapılan Mann Whitney U-testi Sonuçları

Gruplar

N

Sıra Ort.

Sıra Toplamı

U

p

Deney

21

19.14

402.00

171.00

.793

Kontrol

17

19.94

339.00

 

 

 

Tablo 1 incelendiğinde deney grubunun sıra ortalaması 19.14 ve kontrol grubunun sıra ortalaması 19.94 olarak bulunmuştur. Deney ve kontrol grubu arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olmadığı saptanmıştır [U=171.00; p>.05]. Bu bulguya bağlı olarak deneysel işlem öncesinde grupların başarı yönünden birbirine denk olduğu söylenebilir.

İkinci Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorum

Deneysel işlem sonunda grupların ön-test ve son-testleri arasında bir değişim olup olmadığına bakılmıştır. Bunun için her bir grubun ön-test ve son-test puanlarına göre Wilcoxon İşaretli Sıralar testi yapılmıştır. Deney grubunun ön-test ve son-test puanlarına ilişkin yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar testi sonuçları Tablo 2’de verilmiştir.

Tablo 2. Deney Grubunun Ön Test ve Son Test Puanlarına İlişkin Yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi Sonuçları

Son Test-Ön Test

N

Sıra Ort.

Sıra Toplamı

Z

p

Negatif sıra

21

11.00

231.00

-4.022

.000

Pozitif sıra

0

.00

.00

 

 

Eşit

0

 

 

 

 

 

Tablo 2 incelendiğinde deney grubu öğrencilerinin deneysel işlem sonrasında ön test ve son test puanları arasındaki farkın son test lehine anlamlı olduğu görülmektedir (z=-4.022; p<.01). Elde edilen bu bulgu göre deney grubu öğrencilerinin geometri başarılarının uygulama sürecinde anlamlı bir şekilde arttığı söylenebilir.

Kontrol grubunda bulunan öğrencilerin ön-test ve son-test puanlarındaki değişimin anlamlı olup olmadığına sınmak için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar Tablo 3’te verilmiştir.

Tablo 3. Kontrol Grubunun Ön Test ve Son Test Puanlarına İlişkin Yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi Sonuçları

Son Test-Ön Test

N

Sıra Ort.

Sıra Toplamı

Z

p

Negatif sıra

17

9.00

153.00

-3.641

.000

Pozitif sıra

0

.00

.00

 

 

Eşit

0

 

 

 

 

 

Tablo 3 incelendiğinde kontrol grubu öğrencilerinin uygulama sonrasında ön test ve son test puanları arasındaki farkın son test lehine anlamlı olduğu görülmektedir (z=-3.641; p<.01). Elde edilen bu bulgu kontrol grubu öğrencilerinin geometri başarılarının uygulama sürecinde anlamlı düzeyde arttığını göstermektedir.

Üçüncü Alt Problem İlişkin Bulgular ve Yorum

Uygulama bitiminde deney ve kontrol grubunda bulunan öğrencilerin son test puanları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek için Mann Whitney U-testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar Tablo 4’te sunulmuştur.


Tablo 4. Deney ve Kontrol Gruplarının Son Test Puanlarına İlişkin Yapılan Mann Whitney U-testi Sonuçları

Gruplar

N

Sıra Ort.

Sıra Toplamı

U

p

Deney

21

24.55

515.50

72.50

.002

Kontrol

17

13.26

225.50

 

 

 

Tablo 4’te deney grubunun sıra ortalamasının 24.55, kontrol grubunun sıra ortalamasının 13.26 olduğu görülmektedir. Mann Whitney U-testi sonucunda deney ve kontrol grubunun son test puanları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır [U=72.50; p<.01]. Bu bulgu, geometri öğretiminde deney grubunda uygulanan bilgisayar destekli öğretimin deney grubu uygulanan geleneksel öğretim yöntemine göre öğrencinin geometri başarı puanını anlamlı düzeyde artırdığını göstermektedir.

SONUÇ ve TARTIŞMA

Bu araştırma sonucunda ilköğretim dördüncü sınıf geometri dersinde yer alan “Üçgen, Kare ve Dikdörtgen” konularının öğretiminde deney grubuna uygulanan bilgisayar destekli öğretimin kontrol grubunda uygulanan geleneksel öğretime göre öğrencilerin geometri başarısını artırmada daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sonuç, deney grubunda işlenen bilgisayar destekli öğretim etkinlikleriyle açıklanabilir. Çünkü, deney grubundaki öğrenciler kontrol grubundaki öğrencilere göre bilgisayar destekli öğrenme ortamında öğretim sürecine aktif bir şekilde katılma ve dinamik geometri yazılımı Cabri yardımıyla bilgisayar ortamında öğrencilere çeşitli denemeler yapma ve bilgilerini test etme imkanı bulmuşladır. Bunun yanında deney grubundaki bilgisayar destekli öğrenme ortamı grup çalışması ve çalışma yapraklarıyla desteklenmiştir. Bilgisayar destekli bu öğrenme ortamı öğrencilere derslerde rahatlıkla kendi fikirleri söyleyebilme, buldukları sonuçları arkadaşlarıyla tartışma ve bilgilerini yapılandırma imkânı vermiştir. Nitekim, anlamlı bir öğrenme Piaget’in belirttiği gibi bireyin eğitim sürecine aktif olarak katılımıyla ve sosyal ortamda bilgilerini paylaşmasıyla gerçekleşmektedir.

Bu araştırma sonucunda deney grubundaki öğrencilerin geometri başarıyı artıran önemli bir neden olarak dinamik geometri yazımlı Cabri gösterilebilir. Çünkü bu dinamik geometri yazılımı öğrencilere bilgisayarlarda kendilerine verilen geometrik şekilleri hareket ettirme, yeni şekiller oluşturma, gözlem yapma ve kendi bilgisini oluşturma imkanı vermektedir. Ayrıca bu yazılım, geometrik şekillerde görsellik sağlaması nedeniyle geometri dersini öğrenciler için daha zevkli bir hale getirmiştir. Nitekim, Takunyacı ve Akgün (2007) tarafından yapılan bir araştırmada ilköğretim 8. sınıf geometri konusu olan “Yüzey Ölçüleri ve Hacimleri” ünitesinin öğretiminde özel bir firma tarafından geliştirilen ders yazılımı kullanılarak yapılan bilgisayar destekli öğretim ile yüz yüze yapılan öğretimin öğrenci başarısına etkisi üzerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu durum, araştırmada BDÖ için kullanılan ders yazılımın verimsiz ve yetersiz oluşuna bağlanmıştır.

Bu araştırmadan elde edilen bilgisayar destekli öğretimin geleneksel öğretime göre öğrenci başarısını daha çok artırdığı sonucu, Tabuk (2003)’un “Çember, Daire ve Silindir”, Bedir (2005)’in “Açılar ve Üçgenler”  konusunda, Assaf (1986) geometri öğretiminde bilgisayar destekli öğretimin öğrenci başarısını artırdığı sonuçlarıyla örtüşmektedir.

Diğer taraftan bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, Moore (2002), Bedir ve arkadaşları (2005), Işıksal ve Aşkar (2005)’in matematik dersi kapsamında çeşitli konuların öğretiminde bilgisayar destekli öğretimin öğrenci başarısını artırdığı sonuçlarıyla da paralellik göstermektedir.

ÖNERİLER

Bu çalışmanın sonucuna bağlı olarak aşağıdaki öneriler yapılmıştır.

Bu araştırma, bilgisayar destekli öğretimin öğrencinin geometri başarısına katkı sağladığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla ilköğretim ikinci kademede ve daha üst düzeylerdeki geometri derslerinde de dinamik geometri yazılımları kullanılarak başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Bilgisayar destekli öğretim etkinliklerinin öğrenci başarısı üzerinde olumlu sonuçlar verebilmesinde en önemli görev bu etkinlikleri uygulayan öğretmenlere düşmektedir. Bu nedenle, öğretmenlere alanlarında uzman kişilerce bilgisayar destekli öğretime yönelik hizmet içi kurslar verilmelidir.

Bu araştırmada sadece gruplara ön-test ve son-test uygulanmıştır. Dolayısıyla daha sonra yapılacak araştırmalarda geciktirilmiş test uygulanarak öğrenmenin kalıcılığına da bakılabilir.

 

KAYNAKLAR

Arslan, B. (2003). Bilgisayar Destekli Eğitime Tabi Tutulan Ortaöğretim Öğrencileriyle Bu Süreçte Eğitici Olarak Rol Alan Öğretmenlerin BDE’e İlişkin Görüşleri, The Turkish Online Journal of Educational Technology, 2(4), Makale No:10. www.tojet.net

Assaf, S.A. (1986). The Effects of Using Logo Turtle Graphics in Teaching Geometry on Eight Grade Students’ Level of Thought, Attitudes Toward Geometry and Knowledge of Geometry. Dissertation Abstract Index, 46 (10), 282A.

Baki, A. (2002). Öğrenen ve Öğretenler için Bilgisayar Destekli Matematik. Ankara: Ceren Yayın-Dağıtım.

Baki, A., Kösa, T. ve Berigel, M. (2007). Bilgisayar Destekli Materyal Kullanımının Öğrencilerin Matematik Tutumlarına Etkisi. The Proceedings of 7th International Educational Technology Conference, 3–5 May 2007, Near East University –NorthCyprus.

Bedir, D. (2005). Bilgisayar Destekli Matematik Öğretiminin İlköğretimde Geometri Öğretiminde Yeri ve Öğrenci Başarısı Üzerindeki Etkisi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İzmir.

Bedir, D., Yılmaz, S. ve Keşan, C. (2005). Bilgisayar Destekli Matematik Öğretiminin İlköğretimde Öğrenci Başarısına Etkisi, XIV. Eğitim Bilimleri Kongresi Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi, 28-30 Eylül 2005, Denizli, 372-376.

Dede, Y. ve Argün, Z. (2003). Matematik Öğretiminde Elektronik Tabloların Kullanımı, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2(14), 113-131.

Güven, B. ve Karataş İ. (2005). Dinamik Geometri Yazılımı Cabrı ile Geometri Öğrenme: Öğrenci Görüşleri. The Turkish Online Journal of Educational Technology (TOJET), Volume 2, Issue 2, Article 10.

Işıksal, M. ve Aşkar, P. (2005). The Effects of Spreadsheet and Dynamic Geometry Software on the Achievement and Self-Efficacy of 7th Grade Students, Educational Research, 47 (3), 333-350

Kalaycı, Ş (Ed) (2005). SPSS Uygulamalı Çok Değişkenli İstatistik Teknikleri. Ankara: Asil Yayın Dağıtım.

MEB (2003a). Üçüncü Uluslar arası Matematik ve Fen Bilgisi Çalışması. Ulusal Raporu. MEB-EARGED, Ankara

Moore, J.M. (2002). A Graphics Calculator-Based College Algebra Curriculum: Examining the Effects of Teaching College Algebra Through Modeling and Visualization to Enhance Students' Achievement in and Attitudes Toward Mathematics. Dissertation Abstract Index, 63 (03), 221 A.

Noss, R. ve Baki, A. (1996). Liberating School Mathematics from Procedural View, Journal of Education Hacettepe University, 12, 179-182.

PISA (2003). Learning For Tomorrow’s World. First Results From Pisa 2003. OECD, France.

Tabuk, M. (2003). İlköğretim 7. Sınıflarda “Çember, Daire ve Silindir” Konusunun Öğretiminde Bilgisayar Destekli Öğretimin Başarıya Etkisi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Takunyacı, M. ve Akgün, Ö.E. (2007).  8. Sınıf Öğrencilerin Geometri Başarısında Bilgisayar Destekli Öğretimin Etkisi, VII.International Educational Technology Conference, Near East University, North Cyprus.

TIMSS (1999). International Mathematics Report. Findings from IEA’s Repeat of the Third International Mathematics and Science Study at the Eight Grade. Retrieved March 12, 2001, from http://timss.bc.edu/timss1999i/pdf/T99i_Math_TOC.pdf.

 

 

 

MATEMATİK ÖĞRETİMİ VE ÖĞRENME

Matematik Programının başarı ile uygulanmasında bir takım öğretim stratejileri dikkate alınmalıdır. Öğrenci, öğrenme sürecinde aktif katılımcı olmalıdır. Öğrencilerinin sahip olduğu bilgi ve düşünceler, yeni deneyim ve durumlara anlam yüklemek için kullanılmalıdır. Öğrencilerin kazandıkları bilgiyi, eski ve yeni bilgiler arasında ilişki kurarak yorumlaması esas alınmalıdır. Bir başka ifadeyle, öğrencilerin kendi bireysel anlamalarını sağlayabilecek ortamlar oluşturulmalıdır. Sınıf içi tartışmalar, ortak matematiksel doğruları ve anlamları oluşturmak için kullanılmalıdır. Bu nedenle öğretmen, sınıfa iyi yapılandırılmış etkinlikler planlayarak gelmelidir.

Öğretim Somut Deneyimlerle Başlamalıdır

Anlamlı Öğrenme Amaçlanmalıdır

Öğrenciler Matematik Bilgileriyle İletişim Kurmalıdır

İlişkilendirme Önemsenmelidir

Öğrenci Motivasyonu Dikkate Alınmalıdır

Teknoloji Etkin Kullanılmalıdır

İşbirliğine Dayalı Öğrenme

ÖĞRENME ALANLARI

1. SAYILAR ÖĞRENME ALANI

Sayılar öğrenme alanı, “İlköğretim Matematik Dersi Öğretim Programı”nın büyük bir bölümünü kapsar. Bu öğrenme alanında, ana hedef çocuklarda zengin ve sağlam bir sayı kavramının oluşturulması ve işlem becerilerinin geliştirilmesidir.

Öğrenciler okula, zengin sayı ve sayma bilgileriyle gelirler. Öğretmenler öğrencilerin temel sayma becerilerinden daha ileri düzey sayı bilgilerini oluşturmalarına, sayılarla işlem yapmalarına, sayılar arasındaki ilişkileri, sayı örüntülerini ve basamak kavramını anlamalarına yardımcı olmalıdır. İçeriği zengin ve çeşitli problemler, öğrencilerin sayı ile ilgili kavramları geliştirmeleri için kullanılmalıdır. Öğrenciler, bu problemleri çözmeye, çözümlerini paylaşmaya ve savunmaya cesaretlendirilmelidir.

2. GEOMETRİ ÖĞRENME ALANI

Geometri soyut kavramlar ve ilişkiler üzerine inşa edildiği için ilköğretimin birinci kademesinde dikkatle verilmesi gereken bir alandır. Birinci kademe öğrencileri somut ve sonlu nesneleri, kavramları, ilişkileri anlayabileceğinden geometri konuları mümkün olduğunca çocuğun yaşadığı, görebileceği yakın çevreden ve algılayabileceği düzeyde ele alınmalıdır.

Geometrik cisimler ve şekiller, bunların özellikleri, birbirleriyle ilişkileri geometrinin konusudur. İlköğretimin ilk yıllarında, geometrik cisimleri ve şekilleri tanıma, adlandırma, inşa etme, çizme, karşılaştırma ve belli özelliklere göre gruplandırma etkinlikleri öne çıkmalıdır. Böylece öğrenciler çevrelerinde gördükleri nesnelerle, geometride birer soyutlama olarak incelenen kavramları ve terimleri ilişkilendirir. Geometrik şekil ve cisimleri oluşturan elemanlar (kenar, açı, vb.) ile bunların nitelikleri ( paralel kenarlar, dik açı, vb.) somut nesneler ve modeller üzerinde inceletilerek öğrencilerin genellemelere ulaşmaları sağlanmalıdır. Ayrıca çevredeki nesnelerin şekilleri analiz ederek bu nesnenin yüzlerindeki geometrik şekilleri tanıma, adlandırma ve çizi etkinlikleri yapılmalıdır. Bu etkinliklerde, incelenen geometrik cismin ve şeklin somut modelinin duruşunun cismin özelliklerini değiştirmediği de sezdirilmelidir.

kaynak:http://www.bedenegitimi.gen.tr/haber_detay.asp?haberID=2573

 

 


ÇALIŞMA YAPRAKLARININ ÖĞRENCİ BAŞARISI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ:
 ASİT BAZ ÖRNEĞİ
Sibel Er Nas, Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. ; Salih Çepni, Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
Nagihan Yıldırım, Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. ; Tülay Şenel, Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

ÖZET
 Eğitim öğretim faaliyetlerinde pek çok öğretim teknolojisi kullanılmaktadır. Bunlardan biri de çalışma yapraklarıdır. Bu çalışmada asit ve bazlar konusunda bütünleştirici yaklaşıma göre hazırlanan çalışma yaprağının öğrenci başarısı üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Yarı deneysel yöntem kapsamında yürütülen bu çalışmada veri toplama araçları olarak başarı testi, yarı yapılandırılmış mülakat ve yapılandırılmamış gözlem kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 2006–2007 eğitim öğretim yılında ilköğretim 8. sınıfta okuyan 50 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubu öğrencilerine araştırmacıların hazırlamış oldukları çalışma yaprakları kullanılarak ders anlatılırken, kontrol grubu öğrencilerine herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Konu öncesinde ve sonrasında her iki gruba 20 sorudan oluşan geçerlik ve güvenirliği sağlanmış başarı testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda çalışma yapraklarıyla öğretimi yapılan deney grubu öğrencilerinin kontrol grubundaki öğrencilerine göre daha fazla başarılı oldukları belirlenmiştir.  Eğitim öğretim faaliyetlerinde öğrenci ilgisini çekmek ve öğrenci başarısını artırmak için farklı konuların işlenmesinde çalışma yapraklarının kullanılması gerektiği önerileri getirilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Çalışma Yaprakları, Bütünleştirici Öğrenme Kuramı, Fen ve Teknoloji, Öğrenci Başarısı.
ABSTRACT
A lot of teaching technologies are used in educational activities. One of the these teaching tecnologies is worksheeds. The aim of this study is to reveal effect on student achievement of worksheed that prepared as suitable consructivist approach about acid and base subject. In thıs research, semi-experimental method was applied. To collect the data, achievement test, semi-structured interviews and  observation  were used. Sample is consist of 50 primary school 8 grade students in 2006–2007 academic year. Acid and base subject is selected as research subject. Sample is divided into two as experimental and control groups. One group was taught with using worksheed. The other group was taught with traditional insruction. Pre and post tests were applied to students. As a consequence of analysies, it is seen that experimental group are more achievement than control group. The research is finalized with a suggestion that worksheeds should have used for another subjects teaching to increasing achievement  and interest of  students.

Keywords: Worksheeds, Costructivist Learning Theory, Science and Tecnology, Student Achievement.

GİRİŞ
Günümüz toplumlarındaki hızlı değişimler kişilerin hayat boyu öğrenmelerini devam ettirmelerini ve yeni öğrendiği bilgileri eski bilgileri ile birleştirerek yeni bilgi yapılanmalarına gitmelerini gerektirir (Atasoy, 2004). Bilgilerdeki bu hızlı değişimlerle birlikte eğitimdeki yenilikleri kavrayan, görevlerinin farkında olan ve onları bilinçli olarak yerine getirebilecek olan bireylere olan gereksinim artmaktadır (Erdem, Demirel, 2002). Bu bireylerin yetiştirilmesi öncelikle eğitim öğretim ortamlarının verimli hale getirilmesine ve bireylerin zihinsel gelişmelerini sağlayacak yeni yöntem ve tekniklerin oluşturulmasına bağlıdır. Öğrencilerin zihinsel gelişmelerini sağlamak için onlara temel becerilerin kazandırılması gerekir. Çünkü temel beceriler kullanılarak zihinsel gelişim sağlanabilir. Zihinsel olarak gelişen birey büyük olasılıkla araştırma ruhuna sahip ve sorumluluk duygusu gelişmiş birey olur ( Yiğit, Akdeniz & Kurt, 2001).
Fen ve doğa etkinlikleri bireylerin kendi çabalarıyla ve kendi anlayışlarıyla keşfedilip öğrenildiği takdirde daha anlamlı ve kalıcı öğrenmenin gerçekleştiği bilinmektedir. Fenin doğasıyla örtüşen bu yeni yaklaşım bütünleştirici öğrenme olarak tanımlanmaktadır. Bütünleştirici öğrenme kuramı öğrencilerin mevcut bilgilerini kullanarak yeni karşılaştıkları duruma anlam vermelerini, yeni bilgi edinmelerini ve öğrenmeyi açıklamaya çalışan bir öğrenme kuramıdır (Çepni, Akdeniz, Keser, 2000; Çepni ve diğ.2001; Özbek,2005). Bu kuram dışarıdan aktarma yoluyla bilgilerin verilemeyeceğini aksine bilginin öğrenen kişinin zihninde yapılandırıldığı fikri üzerinde durmaktadır (Shiland,1999).
Günlük hayatta karşılaşılan pek çok olayın nedeninin fendeki yasa, ilke, kuram, kavram veya olgularla açıklanabileceği bilinmektedir. Günlük hayattaki pek çok kavram ve olay fenle ilişkili olmasına rağmen aksine öğrenciler bu kavramlarla olayların tamamına yakınını günlük hayatla ilişkilendirememekte ve soyut ve zor olarak görmektedirler. Bundan dolayı birçok durumda yeterli başarıyı gösterememekte ve birçok kavramı yanlış yapılandırmaktadırlar (Çepni (edit.),2005). Öğrencilerin yeterli başarıyı gösteremedikleri ve yanlış kavradıkları konulardan biri de asit ve bazlar konusudur. Asit ve bazlar konusu hem fen müfredatında önemli bir yere sahip hem de günlük hayatla ilişkili bir konudur.
Öğrencilerin asit ve bazlarla ilgili birçok kavram yanılgılarına sahip olduğu ve durum ve olayları günlük yaşamla ilişkilendiremedikleri bilinmektedir (Hand, Treagust, 1991; Ayas, Özmen,1998; Demircioğlu, Özmen ve Ayas, 2001; Özmen, Yıldırım,2005). Öğrencilerin yanlış anlamalarını en aza indirgemek ve okul bilgisini günlük hayatla ilişkilendirmesini sağlamak için bütünleştirici yaklaşımın 3E, 4E,5E ve 7E modelleri geliştirilmiş ve bu modellere uygun çalışma yaprakları veya etkinlikler her geçen gün çeşitli araç gereçler ve öğretim teknolojileri ile desteklenerek geliştirilmektedir. Eğitim öğretim faaliyetlerinde kullanılabilecek pek çok öğretim teknolojisi bulunmaktadır. Bunlardan biri de çalışma yapraklarıdır.
Çalışma yaprakları; herhangi bir konunun öğretimi sırasında öğrencilerin yapacağı bireysel etkinliklerin bulunduğu ve bu etkinliklerle ilgili öğrencilerin verilen işlem basamaklarıyla birlikte kendi öğrenmelerinden sorumlu olmalarını sağlayan yazılı materyallerdir (Michaelis, Garcia, 1996; Kurt, 2002; Çakır, 2004). Çalışma yaprakları öğretmenler ve öğrenciler tarafından çok sık kullanılmaktadırlar. Çalışma yapraklarının öğrencilerin derse karşı ilgisini artırdığı ve başarıyı olumlu yönde etkileyen özelliklere sahip olduğu hususunda çeşitli çalışmalar bulunmaktadır (Kurt, Akdeniz, 2002; Özmen, Yıldırım, 2005). Bu çalışmaların çoğunluğu teorik yapıda ya da genele hitap edecek şekilde tasarlanmıştır. Konu bazında ilköğretim seviyesinde özel materyallere ihtiyaç duyulduğu bilinen bir gerçektir. Bu çalışmada asit ve bazlar konusunda bütünleştirici yaklaşımın 5E modeline göre hazırlanan çalışma yaprağının öğrenci başarısı üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.

YÖNTEM
Yarı deneysel yöntem kapsamında yürütülen bu çalışmada veri toplama araçları olarak başarı testi, yarı yapılandırılmış mülakat ve yapılandırılmamış gözlem kullanılmıştır. Çalışma 2006–2007 güz döneminde Trabzon ilindeki bir ilköğretim okulunda öğrenim gören 50 sekizinci sınıf öğrenciyle yürütülmüştür. Örneklem deney ve kontrol grubu olmak üzere rasgele ikiye ayrılmıştır. Asit ve bazlar konusu her iki gruba da aynı ders öğretmeni tarafından anlatılmıştır. Deney grubu öğrencilerine araştırmacıların hazırlamış oldukları çalışma yaprağı (Ek.1) kullanılarak ders anlatılırken, kontrol grubu öğrencilerine herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Konu öncesinde ve sonrasında her iki gruba 20 sorudan oluşan geçerlik ve güvenirliği sağlanmış başarı testi uygulanmıştır. Her iki gruptan 3’er öğrenci olmak üzere toplam 6 öğrenci ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yürütülmüştür. Mülakata katılan deney grubu öğrencileri A, B ve C harfleri ile kodlanırken, kontrol grubu öğrencileri D,E ve F harfleri ile kodlanmıştır. Mülakatlarda öğrencilere 4’er soru yöneltilmiştir. Mülakat verileri içerik ve betimsel analize tabi tutulmuştur. İçerik analizinde elde edilen verilerden bir matris oluşturulmuştur.  Başarı testinden elde edilen veriler ise SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.


BULGULAR
A. Başarı testinden elde edilen bulgular;
Deney ve kontrol grupları öğrencilerine uygulanan başarı testinin ön test ve son test uygulamalarından elde edilen veriler bağımsız-t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında yapılan bağımsız t-testinin sonuçları aşağıdaki Tablo1 ve Tablo 2’de sunulmuştur.

Tablo 1.Öğrencilerin ön test puanlarına ilişkin t-testi sonuçları
Gruplar N Ortalama SS sd t p
Deney 26 36,58 19,44 48 0,264 0,793
Kontrol 24 37,96 17,43   
N: Kişi sayısı, SS: Standart sapma, sd: Serbestlik derecesi
Tablo 1’deki veriler deney ve kontrol grupları öğrencilerinin ön test başarı puanları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığını göstermektedir( t= 0,264, p>.05).

Tablo 2. Öğrencilerin son test puanlarına ilişkin t-testi sonuçları
Gruplar N Ortalama SS sd t p
Deney 26 78,07 14,83 48 4,96 0,000
Kontrol 24 55,20 17,72   
N: Kişi sayısı, SS: Standart sapma, sd: Serbestlik derecesi
Tablo 2’deki veriler deney ve kontrol grupları öğrencilerinin son test başarı puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılığın olduğunu göstermektedir     ( t=4,96,  p<.05).

B. Mülakatlardan elde edilen bulgular;
Bundan sonra yapılan fen ve teknoloji derslerinin bu şekilde devam etmesini ister misiniz? Neden?  Sorusuna öğrencilerin verdikleri cevaplar aşağıda sunulmuştur.
A öğrencisi “ İsterim tabi. Bu şekilde ders işleyince konuları daha iyi anlarım. Kendimiz için daha iyi olacaktır” şeklinde düşüncelerini ifade etmiştir.
B ve C öğrencileri çalışma yaprakları kullanılarak anlatılan derslerin daha zevkli ve eğlenceli olduğunu söylemişlerdir.
D ve E öğrencileri bu şekilde derslerin yürütülmesini istemediklerini ve ders sırasında canlarının çok sıkıldığını söylemişleridir.
F öğrencisi ise fen dersini pek sevmediği söylemiştir. Bu nedenle dersi takip etmek istemediğini belirtmiştir.
Materyal kullanılarak işlenen fen ve teknoloji dersinden hoşlanıyor musunuz? Niçin? Sorusuna öğrencilerin vermiş oldukları cevaplar aşağıda sunulmuştur.
Öğrencilerin çoğunluğu materyal kullanılarak anlatılan derslerden hoşlandıklarını söylerken sadece F öğrencisi hoşlanmadığını belirtmiştir. Öğrenciler gerekçe olarak materyallerin dikkatlerini çektiklerini söylemişleridir.
Fen ve teknoloji dersini daha önceki fen ve teknoloji derslerinden hangi yönlerden farklı buldunuz?  Sorusuna öğrencilerin verdikleri cevaplar aşağıda sunulmuştur.
Tablo 3. Deney grubu öğrencilerinin işlenen dersin farklı buldukları yönleri
Ö.K Eğlenceli Katılım İlgi Zevk Dikkat çekme
A Çok eğlenceliydi Aktif katıldım Fen dersine
 ilgim arttı G.B Materyal çok dikkatimi çekti
B G.B Her şeyi yaptım G.B Ders çok zevkliydi Çalışma kâğıdı dikkatimi çekti
C Eğlendim Derse katıldım G.B Çok zevk aldım Çalışma kâğıdı dikkatimi çekti
Ö.K: Öğrenci Kodları      G.B: Görüş Bildirmedi
Deney grubu öğrencilerinin tamamı derse aktif olarak katıldıklarını ve dersi dikkat çekici bulduklarını söylemişlerdir.
D,E ve F öğrencileri işlenen dersi hiçbir açıdan farklı bulmadıklarını söylemişlerdir.

C. Gözlemlerden elde edilen bulgular;
Çalışma yaprağının giriş kısmında bulunan resmin öğrencilerin dikkatlerini çektiği ve öğrencileri güdülemede etkili olduğu gözlenmiştir. Giriş kısmındaki soruyu etkinlik yapılmadan kendi aralarında tartıştıkları görülmüştür. Ayrıca bütün öğrencilerin derse aktif olarak katıldıkları ve süreç boyunca elde ettikleri sonuçları yakınlarında bulunan arkadaşları ve öğretmenleri ile paylaştıkları gözlenmiştir.

 TARTIŞMA
Çalışma yaprağının giriş kısmındaki görseller ve “ Acaba hangisi asit, hangisi bazdır? Neden?” sorusunun öğrencilerin dikkatlerini çektiği gözlenmiştir. Buradan derse giriş kısmında görsel materyallere yer verilmesinin öğrencilerin derse güdülenmesinde etkili olacağı düşünülmektedir.Bu durum Özmen ve Yıldırım( 2005)’ın çalışma yapraklarının öğrencileri derse motive etmede etkili olduğu bulgusuyla paralellik göstermektedir. Öğrenme sürecinde öğrencinin ne kadar çok duyu organlarına hitap edilirse öğrencinin bu sürece katılım oranının artacağı düşünülmektedir.
Bütünleştirici öğrenme kuramı bilginin öğrenen kişinin zihninde yapılandırıldığı fikri üzerinde durmaktadır (Shiland,1999). Bu kurama uygun yöntemlerin öğretim ortamlarında uygulanmasının zorunlu hale geldiği ifade edilmektedir (Kurt,2002). Bu söylenenlere paralel olarak yapılan çalışmada çalışma yapraklarından sonra öğrencilerin başarılarının kontrol grubu öğrencilerine göre daha fazla arttığı belirlenmiştir. Buradan bütünleştirici öğrenme kuramına uygun yöntemlerin başarıyı artırdığı sonucuna ulaşılabilir. Bu kuramda öğrenciler daha aktif olarak derse katıldıkları için öğrendikleri kavramları daha kolay içselleştirdikleri düşünülebilir.
Deney ve kontrol grupları öğrencilerinin ön test ve son test puanları karşılaştırıldığında, başlangıçta ön test puanları arasında anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Bu durum gerek her iki grubun ön test ortalamalarından görülebildiği gibi, t- testi ile istatiksel olarak da arada anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir (t(48)=0,264, p>.05). Son test puanlarının incelenmesi sonucu ise deney grubu lehine anlamlı bir durumun söz konusu olduğu görülmektedir. Bu durum her iki grubun son test ortalamalarından görülebileceği gibi, yapılan t-testi sonuçları da deney grubu lehine anlamlı bir farklılığın meydana geldiğini göstermektedir( t(48)= 4,96, p<.05). Deney grubu öğrencilerinin çalışma yaprakları ile kontrol grubu öğrencilerinin ise geleneksel yöntemlerle öğretildiği düşünüldüğünde, bu sonuçlar çalışma yapraklarının geleneksel yönteme oranla öğrenci başarısında daha etkili olduğunu göstermektedir.
Çalışma yapraklarının uygulanması sürecinde öğrencilerin derse aktif olarak katıldıkları ve elde ettikleri sonuçları yakınlarında bulunan arkadaşları ve öğretmenleri ile paylaştıkları gözlenmiştir. Fakat kontrol grubu öğrencilerinin birçoğunun derse aktif olarak katılmadığı görülmüştür. Çalışma yaprakları kullanılarak öğrencilerin derse ilgilerinin çekilebileceği ve güdülenmelerinin sağlanabileceği belirlenmiştir. Öğrencilerin kendilerinin aktif olduğu ve duyu organlarının birçoğunu kullandığı derslere katılımda oldukça istekli olduğu bilinmektedir.
Deney grubu öğrencilerinin tamamı dersin işlenen şekliyle devam etmesini istediklerini söylemelerine rağmen kontrol grubu öğrencilerinin ikisi dersin işlenen şekliyle devam etmesini istemediklerini söylemektedirler. Buradan materyal kullanılarak işlenen derslerin öğrencilerin derse olan ilgilerini artırdığı sonucuna ulaşılabilir.

SONUÇ
Araştırma sonucunda ön-test ve son-test puanları incelendiğinde çalışma yapraklarıyla öğretimi yapılan deney grubu öğrencilerinin kontrol grubundaki öğrencilerine göre daha fazla başarılı oldukları belirlenmiştir.
Mülakatlardan elde edilen verilerden çalışma yapraklarının öğrencileri derse motive ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışma yaprağı kullanılarak işlenen dersleri öğrencilerin daha zevkli ve eğlenceli buldukları belirlenmiştir.
Çalışma yaprağı ile yürütülen derste öğrencilerin sürece daha aktif katıldıkları, arkadaşları ve ders öğretmeni ile elde ettikleri sonuçları paylaştıkları gözlenmiştir.

ÖNERİLER
Çağdaş öğrenme kuramlarına uygun geliştirilen çalışma yapraklarının öğrencilere bilimsel süreç becerilerini kazandırmayı sağlayacağı, öğrencinin ilgisini çekeceği ve öğrenci başarısını artıracağı beklendiğinden farklı konuların işlenmesinde bütünleştirici öğrenme kuramına göre hazırlanmış çalışma yapraklarından yararlanılmalıdır.
Çalışma yapraklarının öğretmenler tarafından derslerde etkili bir şekilde kullanılmasını sağlamak için öğretmenlere gerekli bilgilendirme yapılmalıdır.
Yapılan gözlemler sonucunda çalışma yapraklarının bütün öğrencileri istekli olarak derse kattığı belirlenmiştir. Bu bağlamda, çalışma yapraklarının derslerde ilgisiz olan öğrencileri ne oranda derse katabileceği araştırılmalıdır.
Bütünleştirici öğrenme kuramına dayalı çalışma yaprakları ile uygulamaların öğrencilerin duyuşsal davranışlarındaki etkileri konulu başka bir araştırma yapılabilir.


KAYNAKLAR
Atasoy, B. (2004). Fen Öğrenimi ve Öğretimi (Gözden Geçirilmiş Baskı ), Asil Yayın Dağıtım, Ankara.
Ayas, A., Özmen, H. (1998).Asit-baz Kavramlarının Güncel Olaylarla Bütünleştirilme Seviyesi: Bir Örnek Olay Çalışması. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi III. Ulusal Fen Bilimleri Eğitimi Sempozyumu Bildiri Kitabı,(s.153–159), Trabzon.
Çepni, S., Akdeniz, A.,R. ve Keser, Ö.,F., Fen Bilimleri Öğretiminde Bütünleştirici Öğrenme Kuramına Uygun Örnek Rehber Materyallerin Geliştirilmesi, 19. Fizik Kongresi, 26-29 Eylül 2000, Fırat Üniversitesi, Elazığ.
Çepni, S., Şan, M., H., Gökdere, M. ve Küçük , M., Fen Bilgisi Öğretiminde Zihinde Yapılanma Kuramına Uygun 7E Modeline Göre Örnek Etkinlik Geliştirme, Yeni Binyılın Başında Türkiye’de Fen Bilimleri Eğitim Sempozyumu, 7-8 Eylül 2001, Maltepe Üniversitesi, İstanbul, Bildiriler Kitabı, 183-190.
Çepni, S.(edit.), Ayas, A, Akdeniz, A.R., Özmen, H., Yiğit, N. ve Ayvacı, H.Ş. (2005).Kuramdan Uygulamaya Fen ve Teknoloji Öğretimi, Pegema Yayıncılık, Ankara.
Çakır, İ., (2004). Fen Bilgisi Öğretmenlerine Ders Destek Materyali Hazırlama ve Kullanma Becerisi Kazandırmaya Yönelik Bir Çalışma, Yüksek Lisans Tezi, KTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü, Trabzon.
Demircioğlu,G., Özmen,H.& Ayas, A.(2001). Kimya Öğretmen Adaylarının Asitler ve Bazlarla İlgili Yanlış Anlamalarının Belirlenmesi. Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yeni Binyılın Başında Türkiye’de Fen Bilimleri Eğitimi Sempozyumu Bildiri Kitabı, s.451–457, İstanbul.
Erdem, E., Demirel, Ö., 2002.  Program Geliştirmede Yapılandırmacılık Yaklaşımı, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 23, 81-87.
Hand, B.& Treagust, D.F.(1991). Student Achievement and Science Curriculum Development Using a Consructivist Framework. School Science and Mathematics, 91(4), 172–176.
Kurt, Ş.,(2002). Fizik Öğretiminde Bütünleştirici Öğrenme Kuramına Uygun Çalışma Yapraklarının Geliştirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, KTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü, Trabzon.
Kurt,Ş., Akdeniz, A.R.(2002). Fizik Öğretiminde Enerji konusunda Geliştirilen Çalışma Yapraklarının Uygulanması. ODTÜ Eğitim Fakültesi V. Fen Bilimleri ve Matematik Eğitimi Kongresi, 16–18 Eylül, Ankara.
Michaelis, J.U., Garcia, J.(1996). Social Studies For Childeren, Eleventh Edition, Allyn&Bacon. USA.
Özbek, R., Öğretmen Algılarına Göre Eğitim Fakültesi Öğretim Programının, İlköğretim Öğretim Ortamlarının ve Öğretmenlerin “Yapılandırmacı Öğretim” Anlayışına Yönelik Düşüncelerinin Değerlendirilmesi, XIV. Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresi, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi, 28-30 Eylül 2005, Denizli.409-415.
Özmen, H., Yıldırım,N. Çalışma Yapraklarının Öğrenci Yapısına etkisi: Asitler ve Bazlar Örneği, Türk Fen Eğitimi Dergisi, Yıl,2, Sayı:2, Kasım 2005.
Saka, A.,Akdeniz, A.R.& Kurt,Ş.(2001). Biyoloji Öğretmenlerine Çalışma Yaprağı Geliştirme ve Kullanma Becerileri Kazandırmak İçin Bir Yaklaşım. Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yeni Bir Yılın Başında Türkiye’de fen Bilimleri Sempozyumu,7–8 Eylül 2001, Bildiriler Kitabı,176–182, İstanbul.
Shiland, T.W., Constructivism: The Implications For Laboratory Work. Journal of Chemical Education, 76,1 (1999) 107–109.
Yiğit, N.,Akdeniz, A.R.& Kurt, Ş.(2001). Fizik  Öğretiminde   Çalışma     Yapraklarının
              Geliştirilmesi, Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yeni Bin Yılın Başında Türkiye’de Fen Bilimleri Sempozyumu, 7–8 Eylül 2001, Bildiriler Kitabı, s. 151–157, İstanbul.

 

   

Bilgisayar Destekli Öğretim Ve Öğretmen

Bilgisayar Destekli Öğretim İçin Öğretmen Yetiştirme

    Bilgisayar destekli öğretim uygulamalarının başarısı uygulamaların yürütücüsü durumunda bulunan öğretmenlerin yetiştirilmesi ve bilgisayar destekli öğretimde ilişkin hazırlık, tutum, beklenti, görüş ve önerileriyle oldukça yakından ilgilidir. Öğretmenlerin kazanmaları gereken beceri, bilgisayarın nasıl çalıştığı, neleri yapabildiği, nasıl programlandığı gibi konulardan çok, öğretmenin kendi branşındaki programlardan hangisinin, hangi konularda yeterli olduğu, öğrencilere ne sağlayacağı gibi konularda yoğunlaşmaktadır. Bilgisayarın sınıf ortamında kullanılmasıyla öğretmenin rolü de değişmiştir. Öğretmen. Artık her şeyi bilmek zorunda olan sihirli bir kişiden çok, yol gösterici, rehber görevini üstlenmiştir. Ayrıca bilgisayarların eğitim sürecine girmesi sonuçunda “öğrenme”nin içeriği de değişmiştir. Tablo 1de "günümüzdeki" ve "gelecekteki" öğrenme biçimleri karşılaştırmalı bir biçimde incelenmektedir. 

Şekil 1:Günümüzdeki ve Gelecekteki Öğrenme Biçimleri

GÜNÜMÜZDEKİ ÖĞRENME

GELECEKTEKİ ÖĞRENME

Öğretmen sunar, öğrenci dinler.

Öğretmen yol gösterir, öğrenci düşünür, karar verir ve yapar.

Birlikte çalışmak onaylanmaz.

Birlikte çalışmak öğrenmeyi ve problem çözmeyi kolaylaştırır.

Her disiplin (ders) kendi başına öğretilir.

Bütünü öğrenme amacıyla disiplinler arası yaklaşım kullanılır.

Öğrenme kanıt merkezlidir.

Öğrenme problem çözme merkezlidir.

Öğretmen, en iyi ve en güvenilir bilgi kaynağıdır.

Öğrenme için birçok kaynak vardır.

Yazılı kaynaklar başlıca iletişim aracıdır.

Görüşler, çeşitli medya kaynaklarından yararlanılarak desteklenir.

Değerlendirme, ne kadar çok bilginin ezberlendiğini ölçer.

Değerlendirme, her öğrencinin problem çözme, düşünceler arasında ilişki kurma, bilgiyi sunma ve öğrenmeyi öğrenme becerisini ölçmeyi temel alır.

Okullar toplumun diğer birimlerinden izole edilmiş durumdalar.

Teknoloji, sınıfı dünyaya, dünyayı sınıfa bağlar.

kaynak: http://www.tojet.net/articles/2310.htm

 

yazar : Soner DEMİRAY

İletişim : Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

Hakkında : Bilim Etkinlikleri Birimi-Matematik Öğretmeni

 Nasıl Bir Matematik Öğretimi Yapılmalıdır?

         Dünya geneli yapılan araştırmalar ve elde edilen istatistikler ülke olarak, matematik öğretiminde iyi bir noktada olmadığımızı göstermektedir. Tabi ki politik yaklaşımla doğal olarak sonuç ne olursa olsun bütün sonuçlar,  yetersiz olarak kabullenilmedikçe gelişme olmayacağı kesindir. Belki bu nedenle veya somut bazı olumsuz nedenlerden dolayı görüldüğü üzere eğitim sistemimizde yeni reformlar yapılmaktadır. Yapılan bu reformlar hem öğrencilerimizden hem de öğretmenlerimizden de  yeni beklentileri beraberinde getirmiştir.

    Öğretmenlerimiz yeni öğretim reformuna ayak uydurmak için kendine düşen görevi ve sistemin kendinden neler beklediğini öngörmelidir. Özellikle matematik öğretiminde öğretmen tutumlarının nasıl bir rol oynadığını öğrencilerimizin matematiğe ve matematik dersine bakış biçimleri bizlere özetlemektedir. Öğrencilerdeki genel kaygı düzeyleri incelendiğinde matematik dersindeki öğretmenin otoriter durumu, matematik öğretimini olumsuz yönde etkilediğinin ispatıdır. Sizler de  bunca olumsuz duruma , bireysel farklılıkları, eğitim sistemimizin yetersizliklerini okul ortamlarının farklılıklarını , ailelerin ilgi veya ilgisizlikleri gibi nice olumsuz durumları eklerseniz , içinden çıkılamaz bir hal alan karma karışık bir labirentin içinde bulunduğumuzu daha iyi  göreceğiz.

 

    Kimi eğitimcilere göre matematik öğretiminde genel bir ders durumu kabullenilirse öğretmen merkezli bir ders kaçınılmaz bir son gibi gözükmektedir. Ama sevindirici durum da şu ki  günümüzde bireye bakış açısı çok gelişmiştir. Artık zeka düzeylerinin ve alanlarının faklılığından bireysel yeteneklerden bahsedilmektedir. Bu durum göz önünde tutulursa ve saptamalar iyi yapılırsa, matematik öğretiminde de matematiğin eğlendirici, dinlendirici yanı öğrencilere tanıtılmalı,  öğretiminde oyunlaştırılmış yaşantılara dayalı (öğrenme yaşantılar da tekrar gören davranış olarak biliniyor.) etkinliklere yer verilmelidir. Bilgiler uygulamalı olarak sunulursa daha etkin bir öğretim metodu seçilmiş olacaktır kanaatindeyim.  Yalın anlatım yerine, olabildiğince somut nesneler,  resimlerle  temsiller, gerçek yaşantılardan alıntılar yapılmalıdır.

 

    Öğrenci alıcı rolünden sıyrılmalıdır.  Öğrenci; kendi öğrenme ve kavrama refleksine  göre yöntem geliştirmesi gerekmektedir. Öğrenci pasif olmamalıdır. Öğretmen matematik öğretiminde, öğrencinin bilgilerini kullanabileceği etkinlikler belirlemelidir. Uygun problemler ve durumlar geliştirmelidir. Burada parantez içinde belirtmeliyim ki öğrencinin kullanabileceği uygun araç ve gereçlerin temini yine öğretmene  düşmektedir.

 

Yani bu şu demek ki öğretmen öğrencilerin gelişim düzeylerini neyi nerede nasıl öğrendiğini iyi süzmeli ve anlamalıdır. Öğrenim kişiye özgü bir süreç olduğuna göre, aslında öğretimde kişiye özgü olmalıdır denebilir.  Ama düşünün kü şu anki sistemde  öğretim toplulukla yapılmaktadır.

 

      Matematik öğretiminin amacı,  genel olarak kişiye günlük hayatın gerektirdiği matematiksel bilgi ve becerileri kazandırmak olarak tarif oluna gelmiştir.  Öyleyse buradan şöyle bir çıkarımda bulunabiliriz öğrenci problemin çözümüne farklı bir yaklaşım tarzı sergilemiş hatta problemi değişik bir yolla çözmüş olabilir. Öğretmene düşen burada; öğrencisinin niçin kendi yoluyla çözmediğini eleştirmesi değil de, farklı bir yoldan çözüme yönelik bir metod geliştirdiği için öğrencisini onurlandırmasıdır.

 

Peki şu anki eğitim sistemimizde ve uyguladığımız müfredata göre günlük yaşamdaki olaylara öğrenci somut çözümler üretirken okulda öğrendiği matematik bilgisini kullanabiliyor mu.?  Hayır dediğinizi duyar gibiyim….

O zaman sorun ne?

       

         Bana göre esas olan şu ki… bilgiyi ilk elden kullanan öğrencidir ve  matematik öğretiminde de  önem arz eden öğrenci merkezli bir öğretim metodunun önem   kazanmış olduğudur. Bu sebepten dolayıdır ki..öğretmen konuyu anlatırken veya derslerde  yapılan etkinliklerin  çoklu zeka türlerine hitap etmesi gerektiğidir. Burada kalıcı öğrenmenin de sürecin devamı açısından önemi ortaya çıkmış oluyor. Yeni öğretim modelinde sonuçların değil de öğrenciyi bu sonuca sürükleyen süreci de göz altında tutulması gerektiği her defasında vurgulanıyor. Proje ve performans tabanlı öğretimde asıl olan bu olması gerektiğidir. Merkezimizde matematik öğretiminin fikri yapısında şu anlayış hakim olmasını istiyorum.

     Matematik öğretiminde öğrencilere kazandırılması düşünülen davranışlar yada yetiler arasında problem çözme, akıl yürütme, ilişkilendirme, zihinden işlem yapma, doğaya –çevreye matematiksel açıdan bakabilme gibi direk günlük hayatı ilgilendiren beceriler kazandırılmalıdır.    . Öğrenciler burada fikir alışverişi yapabilecek ,  tartışabilecek karşılıklı görüşlerini ifade edebilecekleri rahat bir ortamda olduklarının farkında olacaklar.

Öğrencilerimizin üretken, etkin bir şekilde sürecin içinde olduklarını hissetmelerini istiyorum.

Sevgilerle…

                                                                                    

Soner DEMİRAY

Bilim Etkinlikleri Birimi

Matematik Öğretmeni

 

KABİNET SİSTEMİ NEDİR?

Öğrencilerin klasik sistemin dışına çıkarak sabit sınıflardan kurtulması ve her dersin muhtevasına göre dizayn edilmiş özel branş dersliklerinde eğitim görmesi sistemidir.

BU SİSTEM ÖĞRENCİYE NELER KAZANDIRACAKTIR?

• Kabinet sistemi görsel öğrenmeyi hedefler

Yapılan araştırmalar insanımızın %60'nın görsel eğimli olduğunu göstermektedir. İnsanlar okuduklarının % 10'nu, dinlediklerinin %20'sini, gördüklerinin ise % 50'den fazlasını anlayıp hafızalarına alırlar. "Çok gezen mi bilir, yoksa çok okuyan mı?" sorusuna "çok gezen" cevabının verilmesi gezen kişinin gezdiği yerleri gezip gözlemlemesi ile ilgilidir. Radyo da dinlenilen bir haberle aynı haberin televizyonda seyredilmesi arasında anlaşılma ve hafızaya alınma arasından çok fark vardır. Tüm bu bilgiler gözün beyinle ilgisinin düzeyini gösterir. Kabinet, görselliği öne çıkardığı için; mesela,sosyal bilgiler öğretmeni bölgeleri anlatırken haritadan faydalanacak, fotoğraflardan faydalanacak, görüntülü filmlerden faydalanacak dolayısıyla öğretme ve öğrenme daha üst seviyede olacaktır. Sınıflar bilgisayar ve SİNEVİZYON sistemi ile görsel bir gösteri salonu haline gelecektir.

• Kabinet Sistemi Monotonluğu Kırar,

Bütün bir yıl boyunca aynı sınıfta aynı sırada ders dinlemek, öğretmene ve tahtaya sürekli aynı açıyla bakmak bir monotonluktur. İnsan beyni farklı eğitim ortamlarında daha iyi öğrenir. Mesela, sınıfın arka taraflarında bir sırada ve köşede oturan bir öğrenci uyuma tekniklerini, kopya metotlarını, dersi kaynatma becerilerini her geçen gün geliştirecek bu da öğrenmesini azaltacaktır.

• Bu Sistem Yeni Bir Motivasyon Sağlar,

Her yenilik genellikle pozitif anlamda bir motivasyon sağlar, öğrenci öğrenim hayatının önceki bölümlerinde sınıf sisteminde eğitim almış ise bu yeni uygulama onun için motive edici bir unsundur. Hele hele sistemi iyi uyguluyorsa bu yeni okulu öğrenci için belki de hayatının en eğlenceli öğrenme süreci bu okulda geçecektir.

• Güneş Enerjisinden Faydalanmada Eşitlik Sağlanır,

Sınıf sisteminde okulun en alt katında ve en kuzeyinde bulunan sınıflar ve sürekli kuzeyde oturan öğrenciler bundan -eğitim genelde kış aylarında yapıldığından- sürekli muzdariptir. Bu düzenlemeyle güneş enerjisinden öğrencilerin yararlanması eşit olacaktır. Sınıfların yarısının kuzeyde , yarısının güneyde olduğundan öğrenci bir gün içinde her iki bölümde de ders görmektedir.

●Etkili öğrenme tekniklerini kullanabilme ortamı sağlar ,

Bu sistem öğretmene ve öğrenciye yeni gelişen eğitim tekniklerinin tümünü kullanabilme imkanı sağlar. Bilgisayarı derste kullanma, sunum yapabilme, ders CD.'lerini kullanabilme, teyp ve tepegözden etkin yararlanma, ders panolarını verimli kullanma, dersi senarize etme ve nihayet klasik ders anlatma sisteminin dışına çıkarak yapılabilecek her türlü yeniliği uygulayabilme imkanını verir.

●Öğrenci ve öğretmenin işini kolaylaştırır,

Bu uygulama öğretmeni doküman taşıma hamaliyesinden kurtaracaktır. Eğer bir öğretmen yıllık ders planının önemli bir kısmında yazılı ve görsel dokümanlardan faydalanmayı düşünüyorsa onun için en uygun sistem budur. Bununla öğretmen örneğin bir CD gösterisi için Multi-medya odasına taşınmayacak; harita, ders panosu, konu ile ilgili kitap-dergi vs., dokümanlar sürekli gezdirilmeyecek; quiz, konu testi ve sınavların her ders saatinde öğretmenler odasında ya da test odasından alınıp taşınması söz konusu olmayacaktır. Bu durum ders verimliliğini ve eğitim kalitesini arttıracaktır.

●Zamandan tasarruf sağlanır,

Bu sistemde öğretmenlerin, sınıflarla öğretmenler odası ve diğer odalar arasında sürekli gidip gelerek yorulmayacak ve verimliliği artacaktır. Ayrıca kabinet sisteminde, öğretmen ilk dersinden önce kabinetine girip dersin teknik ve görsel malzemelerini (test, harita, pano, sinevizyon vb.) hazırlamaktadır. Gün boyunca benzer malzemeler kullanacağı için dersin verimliliği bir kat daha artacaktır.

●Çok amaçlı derslikler oluşur,

Kabinetinde yapacağı iyi bir planlama ile öğretmen, hem öğrencileriyle hem de velileriyle daha verimli görüşmeler yapabilir. Öğretmen ders planını yazarak kabinetinin panosuna asar. Bunun dışında öğrenci ve velilerle görüşebileceği vakitlerini belirler. Problemi olan çocuklarla ve onların velileriyle uygun saatlerde daha rahat ve verimli görüşür.

SONUÇ

Teknolojik ilerlemelerin baş döndürücü boyutta olduğu dönemleri yaşıyoruz. Bir gün önce en yeni diye aldığınız şeyler bir gün sonra demode oluyor. İhtiyaçlarımız bizi her gün biraz daha mucit olmaya zorluyor gibi görünse de mevcut imkânlar tam tersine insanları tembelliğe itiyor. İhtiyaç sıralamasında belki de en ön safı alan eğitim; bunu yürüten kurumlarına bu baş döndürücü yenilikleri günübirlik takip etme mecburiyeti doğuruyor.

 

 
Son Güncelleme ( 31 07 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >

Turhan BAYTAM

Sınıf Öğretmeni


 

Eğitim Web Siteleri